Munich


İş güç derken epeydir güncelleyemediğim yazılarıma; 2010 şerefine Münih ile başlıyorum. Evet gittik, gezdik-gördük, hem gidecek olanlara hem de Bavaria’nın başkenti bu güzel ve büyük şehri merak edenlere amme hizmeti olarak anlatalım istedik ki onlar da gezerken rahat etsinler…









Gidilecek yerlerin başında yine Marienplatz’da bulunan Hofbräuhaus, bira evi burasızamanında Hitler’in konuşma yaptığı bir yer şimdilerde ise içip kudurma adresi olarak kullanıyor. İkinci yer Deutsche Museum, girişi €10 civarında olması gerekli. Ben bilim insanıyım, meraklıyım, müzeciyim, fotoğraf çekerim diyorsanız bir gününüzü buraya ayırmanız gerekiyor (Ben 4,5 saat gezmemem rağmen hala 3-4 galerisine girememiştim). Bunun dışında daha irili, ufaklı ücretli, ücretsiz 30-40 müze daha bulunuyor. Herhangi bir müzeden diğerlerinin listesini almanız mümkün ya da internette küçük bir tarama. Bir başka gidilecek yer yine müze kategorisinde düşünülebilir; BMW-Museum Munich mutlaka görmelisiniz. Yok benim arabayla, motorla işim olmaz demeyin burası ayrı bir yer. Gerek düzenlemesi gerekse verdiği bilgilerle sizi başka bir dünyaya götürüyor. Belli olmaz yeterince paranız varsa yandaki BMW Welt’den bir tane kapar dönersiniz belki. Bir günü de burada yersiniz benden söylemesi. Hemen yanında 1972


Münih’de dolaşırken mutlaka Almanca bilmenize gerek yok büfedeki amca dahi size cevap verecek kadar İngilizce biliyor. Dolayısıyla İngilizce bilmeniz yeterli. Hatta bazen cevap “Hocam buradan düz gidiyosun ilk sağa sap hemen önünde” gibi de olabiliyor. Satıcılar ve kasiyerler bizim alıştığımızın biraz dışında orada müşteri velinimet falan değil, kendinizi nimetten sayarsanız poşeti kafanıza yiyebilirsiniz. Alırsan al almazsan alma mantığı geçerli aklınızda olsun.
Şehrin bugünkü halini gördükten ve müzelerini gezdikten sonra bu şehrin dünya savaşlarında durmadan bombalanmış ve tüm altyapısının yerle bir edilmiş olduğuna pek inanamayacaksınız. Bu kadar temiz, düzenli çalışan ve gelişmiş bir şehir yaratabilmişler. Elbette bu ancak çok çalışma ile oluyor. Sonuç itibariyle kıskanmamak elde değil adamlar yapmış, darısı başımıza J Gidip göreceklere şimdiden iyi eğlenceler…
Olimpiyatlarının düzenlendiği Olympic Park Munich var. Hızlı bir hareketle bu iki yeri aynı günde de çıkarmanız mümkün. Ve tabii şehrin merkezi olan yukarıda sürekli bahsettiğim Marienplatz. Burada pek çok görülmesi gereken yeri yan yana bulacaksınız; bunların başında 19.yy sonlarında inşa edilen ama görünüşte size ortaçağı anımsatacak olan Rathouse (belediye binası) geliyor. Belediye binasının nesini görecem demeyin Avrupa’nın çoğu yerinde olduğu gibi burada da en görkemli olan bina bu. Bir bizde en dandik binaları belediye binası yaparlar adına da belediye sarayı derler J Bunun önünde zaten 1500 adet kadar fotoğraf çekersiniz. Bu alandaki bir diğer gezilecek yer Munich Frauenkirche; Dev ikiz kulelerinden bu kiliseyi rahatlıkla tanıyabilirsiniz. İçini de gezmeniz mümkün. Son olarak tavsiye edebileceğim yer Dünya savaşlarında bombalanan ve sonrasında tekrar aslına uygun biçimde inşa edildiği söylenen Rezidens (saray) ve Opera binası. Sarayı gezmeye fırsat bulamadım ama söylenilenlere göre bunun içinde bir güne daha ihtiyacınız olacak.
Gidilecek çok yer var bu yüzden gezmeyi sevenler için söylüyorum iyi bir planlama yapmanız gerekiyor. Eğer yeterli sayıda bir grup oluşturabilirseniz, şehrin merkezinde ya ücretsiz ya da düşük ücretli şehir turu hizmetleri veriliyor. Ama size tavsiyem kendi kafanıza göre takılmanız olacaktır.
Nereye gidilir?
Alman mutfağına özgü menü sunan lokantaları şehrin merkez noktası Marienplatz yakınlarında bulmanız mümkün. Ayrıca gün içinde açıktığınızda fırınlardan (Rischart’ı tavsiye derim. En köklü ve çok çeşidi bulabileceğiniz fırın) kahve ve atıştıracak bir şeyler almanız mümkün. Bu atıştıracakların başında Brezel geliyor. Bizdeki simitin karşılığı yani onun kadar popüler biraz daha sert ve şekli değişik o kadar.
Münih büyük ve kalabalık bir şehir olduğu için hemen her milletin mutfağını bulmanız mümkün. Fakat yeme-içme her nerede olursa olsun tuzluya patlıyor. Hangi mutfağı tercih ederseniz edin eğer dışarıdaysanız minimum kişi başı €20 harcarsınız. Tavsiyem bayerische mutfağını kesinlikle denemeniz. Büyük ve bol soslu et parçaları ve yanında çeşitli garnitürler (ekmek ya da patates topları gibi) bu mutfağın ana elemanları. Domuz etiyle problemi olanlar hindi ya da tavuk gibi alternatifleri bulabilmekte. Fakat yine de dikkatli olmalısınız bu sefer de iç malzemelerde domuz eti ürünleri kullanabilirler. Tatlılar ise yine hamur ağırlıklı ve öküz doyuran biçiminde. İçecek konusunda ise fazla söze hacet yok sanırım. Almanların ünlü beyaz birasını (weise beer) mutlaka deneyin. Burada içtiğiniz markalara pek benzemiyor zaten o şekilde de servis edilmiyor.
Ne yenir ne içilir?
Şimdi geldik merkezden şehrin içine nasıl yayılacağımıza burada U-Bahnlar (metro) devreye giriyor. U ve S-Bahnlar, Deutsche Bahn (DB) bağlı ayrı işletmeler. U türünde olanlar, ki bunlar U1, U2,…U6 gibi numaralarla gidiyor, genelde şehrin iç noktalarına ve yerin altında giderken, S-Bahn daha uzak noktalara ve genellikle dışardan gitmekte. Kendinize uygun Bahn türünü ve numarasını, her yerde ücretsiz bile bulabileceğiniz haritalardan temin edebilirsiniz. Trenlerin nereden ve nereye gideceğini bulmak noktasında ise tahmin edebileceğiniz gibi ortalama zeka seviyesi kıstas alınmış. Dolayısıyla kimsenin zorlanacağını sanmam. Trenlere biletsiz binebilirsiniz fakat yakalanırsanız da 2€ olan yere €40 verebilirsiniz. Bu yüzden her yerde olan otomatik bilet gişelerinden kendinize uygun tarifeden bilet alıp, hangi tarihler arasında kullanacağınızı da ayrıca belirlemeniz gerekmekte. Aldığınız bilet tüm toplu taşım araçlarında geçerlidir.
Münih’e gitmenin en kolay yolu her yere olduğu gibi havayolu. Şehre Almanya’nın 2. büyük havalimanı olan Münih Franz Josef Strauss Havalimanı’ndan giriş yapıyorsunuz (Eğer Pegasus gibi küçük firmaları seçerseniz teee limanın bir ucunda bırakıyorlar dolana dolana merkezi siz bulacaksınız). Bu arada son derece lüks olan Ankara, İstanbul ya da Antalya gibi hotel lobisi benzeri bir yer beklemeyin, aslında bizimkilere göre köhne bile sayılabilir. Fakat çok büyük. Buradan şehir merkezine ulaşmanın yolu, temel ulaşım araçlarından biri olan S-bahn (banliyö treni). Yaklaşık 40 dk gibi bir sürede sizi merkeze ulaştırıyor. Geldiğiniz yerin adı çoğu Alman şehrinde olduğu gibi Hauptbahnhof (Merkez Gar İstasyonu) Munich’de tüm hemşehrilerinizi bu bölgede; dönerci, barcı, kuaför, incik-boncuk satıcısı olarak bulmanız mümkündür. Nedenini anlamak da çok zor değil. Çünkü şehirde ilk buluşulan ortak nokta burası. Hauptbahnhof’un içinde ise yok yok içi bir çeşit avm. İstediğiniz çeşit ve görece makul fiyatlarla yiyecek-içecek bulabilirsiniz. Bunun yanında kıyafet, kitap, tabacco shop, turistik hediyelik eşya, zırtpırt gibi şeyleri gece geç saatlere kadar ve tatil günleri buradan temin edebilirsiniz.

Comments

Harun Saraç said…
Hacım süper doyurucu bir yazı olmuş. Gezmiş kadar oldum desem yeridir... Frankfurt ve Freiburg'a da git oradayken...

Popular posts from this blog

Football Tycoon

Windows 7 Hadi Hayırlısı !

e-Devlet ve işletme